Benim Adım Kırmızı-Orhan Pamuk

Benim Adım Kırmızı-Orhan Pamuk

Zarif Bey ıssız bir gece de öldürülmüş ve bir kuyuya atılmıştır. Onun ölmesiyle nakkaş hanede işler eskisi gibi yürümez ve her şey çok farklı bir hal alır. Zarif Bey, Kelebek, Zeytin ve Leylek Başnakkaş Osman’ın nakkaş hanesinde çalışmaktadır. Ama padişahın Enişte Efendi’den istediği ve herkesten saklı tutulan kitap için resim çizmeye başlarlar ve bunu Üstat Osman dahil herkesten saklarlar. Enişte Efendinin hazırladığı kitaba resim yaparak Üstat Osman’a ihanet ettiklerinin farkında olmaların rağmen resim yapmaktan da vazgeçemezler. Kitabın başlamasından bir yıl sonra Enişte Efendinin yeğeni Kara gelir. Enişte Efendi bunun üzerine kitap işini Kara’ya devretmeye karar verir. Kara yıllar önce eniştesinin yanından ayrılmış ve 12 yıldır İstanbul dışında yaşamıştır. Eniştesinin kızı Şeküre’ye olan aşkını yanlış bir zamanda açıklamış ve Enişte Efendi ikisinin evlenmesine razı olmamıştır. Geçen süre içinde Şeküre evlenmiş ve Şevket ve Orhan isimli iki çocuğu olmuştur. Ama Şeküre’nin savaşa giden kocası 4 yıl geçmesine rağmen dönmemiştir. Bir süre kayın pederinin yanında duran Şeküre, kocasının kardeşi Hasan’ın kendisine olan davranışlarından sıkılıp babasının evine dönmüştür. Şeküre’yle Kara arasında ise bohçacı Ester aracılığı ile mektuplaşmaya başlarlar ve Kara onu evliliğe ikna etmeye çalışır. Kara ve Şeküre bir gece buluşur ve sonrasında ecine döner. Evine döndüğünde babasının cansız bedeniyle karşılaşır. Birisi babasını öldürmüş ve kitabın son resmini de alıp gitmiştir. O gece çocuklara hiçbir şey söylemeyen Şeküre sabah Kara’ya haber yollar ve babasının öldüğünü söyler. İkisi de evlenmeye ve bu zorlukların üstesinden birlikte gelmeye karar verirler. Şüküre ve Kara’nın evlenmelerin ki diğer bir sorun ise, Şüküre’nin hala evli  olmasıdır. Kara ile evlenmeyi kafasına koyan Şüküre, yalancı şahitler tutarak kocasının öldüğüne kadıyı inandırır ve boşanır. Kara’yla Şeküre evlenene kadar Enişte Efendinin öldüğünden kimseye bahsetmezler. Kara gidip padişaha Enişte Efendinin öldürüldüğünü ve kitabın son resminin çalındığını söyler. Bütün nakkaşlar ve Kara şüpheli haline gelir. Padişah Üstat Osman ve Kara’ya katili bulma işini verir. Katili bulmaya çalışan Kara öldürüldüğünde Zarif Efendinin üzerinden çıkan bir resim olduğunu öğrenir. Resim mürekkepleri dağılmış bir at resmidir. Saraya gidip hazine odasında bir sürü kitap incelerler ve sonunda bu at resmini çizenin kim olduğunu bulurlar. Ama Üstat Osman’ın katilin başkası olduğunu düşünür.

Benim Adım Kırmızı Kitap Açıklaması

Orhan Pamık’un “en renkli ve en iyimser romanım” dediği Benim Adım Kırmızı 1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı’nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar.Aralarından biri öldürülünce, Şeküre’ye aşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer. İstanbul’da bir vaizin etrafında toplanmış, tekkelere karşı bir çevrenin baskıları, pahalılık ve korku hüküm sürerken, geceleri bir kahvede toplanan nakkaşlar ve hattatlar sivri dilli bir meddahın anlattığı hikayelerle eğlenirler. Herkesin kendi sesiyle konuştuğu ölülerin eşyaların dillendiği, ölüm, sanat, aşk, evlilik ve mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş güzelliklerine bir ağıt.

Son Yazılar
Bir cevap bırakın