Bulantı

Bulantı

Kitabın baş kahramanının dünyadan tiksinmesini ve hatta kendinden bile tiksinmesini anlatıyor. Kitap aslında roman ama yazar günlük şeklinde yazmış. Günlüğün sahibi ise Antoine Requentin isimli bir tarih yazarı. Fransanın güzel bir şehri olan Bouville kentinde günlerini geçiren Antoine aynı zamanda büyük bir özlemle sevgilisini beklemektedir. Sevgilisini beklerken çektiği yalnızlık ve dalıp gittiği derin düşünceler onu günlük tutmaya itiyor. Aklı karışmış ve düşüncelerini toplayamaz bir haldeydi herhalde. Kitabın ilk sayfalarını okuyunca Antoine’nin bir şeyleri gözünden kaçırdığını ve onları yakalamaya çalıştığını anladım. Ağır bir dile ve ağır bir atmosfere sahip olduğundan dolayı kitaba yaş sınırı getirilmeli  diye düşünüyorum.

Bulantı Kitap Açıklaması

20. yüzyılın önde gelen aydınlarından Jean-Paul Sartre, romanları, oyunları ve düşünce yazılarıyla varoluşçuluk düşüncesini olduğu kadar bütün bir yüzyılı da derinden etiklemiştir.

Bulantı, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden Jean-Paul Sartre’ın ilk romanı. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçu akımın sözcülüğünü üstlenen Sartre, adını 1938’de yayımlanan bu romanıyla duyurmuştu. Günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi anlatıyordu. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin’in kendi bedenine de yönelikti. Kimi eleştirmeler romanı hastalıklı bir durumun, bir tür nevrotik kaçışın  ifadesi olarak değerlendirdilerse de, Bulantı, yansıttığı güçlü bireyci ve toplum karşıtı düşüncelerle, sonradan Sartre’in felsefesinin temellerini oluşturacak birçok konuya yer veren özgün bir yapıttı.

“Varoluş”la yüz yüze gelen Ronquentin’in geçirdiği değişimi anlatan Bulantı, varoluşçuluğun kült kitaplarından biri oldu. 20.yüzyıl roman sanatında da önemli bir yeri olan bu kitabı, Selahattin Hilav’ın usta işi çevirisiyle sunuyoruz.

Son Yazılar
Bir cevap bırakın