Kolera Günlerinde Aşk

Kolera Günlerinde Aşk

Kolera Günlerinde Aşk terk edilmiş bir sevgilinin umudunu hiç kaybetmeden sabırla bekleyişini anlatmaktadır. Akıllardan kolayca silinmeyecek bu hikaye oldukça merak uyandırıcı ve etkileyici bir eser olarak bizlere sunulmaktadır. Tam elli üç yıl yedi ay on bir gün önce Florentino Ariza bir telgraf götürdü Lorenzo Daza’nın evine. Burada iyi haber getirdiği için parasını aldı ve dönerken annesine kitap okumayı öğreten bir kız gördü.  Bu kız Fermina Dazaydı ve gördüğü anda aşık olmuştu ona. Kısa bir zaman içinde onların evini gören bir bahçede her gün öğlen vakti kitap okuyormuş gibi yaparken buldu kendini. Adamın tek amacı her gün kızı az da olsa görebilmekti. Fermina Daza bunu fark etmiş ve o da her gün aynı saatte bahçeye çıkar olmuştu ve bu kısa görüşlerin sonu bir mektupla son buldu.

Kolera Günlerinde Aşk Kitap Açıklaması 

Kolera Günlerinde Aşk, bırakılmış bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Gabriel Garcia Marquez’in, ustalığı, bu öyküyü bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel, romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. On dokuzuncu yüzyılın yirminci yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun çeşitli yönlerini, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla eleştiriyor yazar. Roman boyunca, aşk acılarının lirik rüzgârlarının esintileri arasında, Gabriel Garcia Marquez’in, insancıl mizahı, sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle, Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel Garcia Marquez’in başyapıtı sayılan Yüzyıllık Yalnızlık’ın yanında tartışılmaz bir biçimde yerini alıyor.

Son Yazılar
Bir cevap bırakın