Selahattin Demirtaş’tan Ustaca Bir Eser Seher

Selahattin Demirtaş’tan Ustaca Bir Eser Seher

Selahattin Demirtaş‘ın Seher kitabını okumaya başlamadan önce kitabın arka kapağında yer alan Oya Baydar’ın sözlerini okumanızı tavsiye ederim.

Kitap henüz basılmadan bir tane öyküyü basından okuma imkanı bulmuş ve oldukça etkilenmiştim. Bu nedenle de herkesin kesinlikle okumasını tavsiye ederim.

Şiddet Mağduru ve Katledilen Tüm Kadınlara

Kitabın büyük bir bölümünü kadın ve kadın cinsiyetleri mağduriyetleri üzerine ele alındığını belirtmek isterim.Nitekim her hikayenin ana kahramanı bir kadındır.

Her bir hikaye başka bir dünyanın kadınını anlatmaktadır. Hepsi de etkileyici ve gerçekten sağda, solda ya da dışarıda gezerken içimizde olan, yaşayan kadınlardır.

Bulunduğunuz yerde görebildiğiniz ilk kadına baktığınız anda, mutlaka bu kitapta yer alan hikayelerden birinin başrol olduğunu göreceksiniz. Hikayede beni en çok etkileyen ise tipik bir namus cinayetine kurban giden Seher olmuştur.

Bir aşk hikayesinin nasıl da namus cinayetine ya da hikayesine dönüştüğünü anlamadan, Seher’in henüz kızaran yanaklarından bahsederken birden soğuk namluyu ensenizde hissetmenizi ve yaşamınızı sağlayacak bir hikaye.

Toplam on iki hikayeden oluşan Selahattin Demirtaş’ın Seher kitabında; İçimizdeki Erkek, Seher, Temizlikçi Nazo, Bildiğiniz Gibi Değil, Kara Gözlere Selam Olsun, Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup, Denizkızı, Halep Ezmesi, Ah, Asuman!, Annemle Hesaplaşmalar, Tarih Kadar Yalnız, Sonu Muhteşem Olacak başlıklı hikayeler yer almaktadır.

Seher kitabını okuduğunuzda bir siyasetçinin edebi kalemini ne kadar ustaca kullanabildiğinin şahidi olacaksınız. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Kitap Tanıtım Metni

Seher’deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.

Demirtaş’ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım.

Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı.

-Oya Baydar

Siyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, Sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır.

Bu açıdan Selahattin Demirtaş’ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.

Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçe ile yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor.

-Zülfü Livaneli

Son Yazılar
Bir cevap bırakın