Son ada- Zülfü Livaneli

Son ada- Zülfü Livaneli

Son Ada karadan uzak kendi doğasında yitip gitmiş, haftada bir uğrayan vapurun getirdiği gazete hariç dünya ile bağlantısı olmayan, birbirinin işine karışmayan, sakin ve huzurlu bir şekilde yaşayıp giden kırk haneden oluşan bir dünyadır. Adayı yıllar önce çok zengin bir iş adamı satın alır, güzel bir malikane yaptırıp, yaşlılık yıllarını burada huzur içinde geçirmeye başlar. Zamanla canı sıkıldığı için bir kaç akrabasını buraya ev yapmaları için teşvik eder. Her gelen eşine dostuna söylediği için sonunda bu sayı kırka ulaşır. Burada kimseye ismi ile hitap edilmez, insanlara hep ev numaraları ile seslenilir. Adanın asıl sahibi ise martılardır. Yüzlerce yıl önce buraya yerleşen martılar, sonradan gelen ada halkı ile sorunsuzca yaşayıp giderler. İki tarafta, yaşam alanlarını birbirine karıştırmama konusunda sessiz bir anlaşma imzalarlar. Ada da ki huzurlu yaşam, görevden alınan eski darbeci devlet başkanının buraya yerleşmesi ile son bulur. Başkan ilk iş olarak, adaya medeniyet getirmek için ağaçlık yoldaki, güneşin kavurucu etkisinden insanları koruyan ve gölge yapan ağaçları kestirir. Daha sonra herkes bir şey söylediği için, bunun anarşiye yol açacağını söyleyerek, ada halkının bir yönetime ihtiyacı olduğunu beyan eder ve bir genel kurul oluşturur. Bu zamana kadar bir yönetime ihtiyaç duymayan ve kendi aralarında anlaşabilen ada halkı başta bunu garip karşılar ama sonra birkaç kişi hariç geri kalanlar bu durumu benimsemeye başlar. Günler geçer ve başkan yeni bir fikirle halkın karşısına çıkarak fikrini açıklar. Adanın yüzyıllık sahibi olan martıların yok edilmesi gerektiğini söyler. Onlar yok edilirse, en güzel koylara beş yıldızlı oteller, lüks kumarhaneler yapılarak herkesin çok para kazanacağını söyleyerek halkın kafasını karıştırır. Ve halkı martıların insanların düşmanı olduğuna ikna eder. Halk başkanın sözlerine ikna olmuş ve martılar tek tek avlanmaya başlanmıştır. Ada halkı kendi silahlarıyla martıları avlayamadıkları için, martı yumurtalarının yok edilmesi amacıyla adaya bir sürü tilki getirirler. Tilki sayısı gün geçtikçe çoğalırken, martı sayısı her geçen gün azalır ve martılar azaldıkça ada da yılan sayısı çoğalır. Ada halkı yılanlardan kurtulmak için zehirli etler getirir fakat bu zehirli etlerden yılanlar değil diğer etçil hayvanlar zehirlenir. Ormanı yakmaktan başka çare kalmaz artık. Yangında kaçan tilkileri öldüreceklerdir. Fakat bu plan da başarılı olamaz ve yangın evleri dahil her yeri yakıp kül eder.

Son Ada Kitap Açıklaması 

“Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”

– Yaşar Kemal-

Son Ada’nın adsız anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri “son sığınak, son insani köşe” olarak niteliyor. Anlattığı, nerdeyse bir ütopya: “Herkes elinden geldiği kadarını, içinden geldiği kadarını yapıyordu.” Ancak bu durum uzun sürmez: Ülkenin darbeci başkanının emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya yerleşmesi, bu cennet adada yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.

Başkan, Son Ada’yı her tür “anarşi”den kurtarmaya kararlıdır. Adanın halinden hoşnut toplumunu “çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaparak” oluşturduğu “kurul”lar eliyle yönetmeye, adanın ağaçlıklı yolunu “park ve bahçe geleneklerine göre düzenlenmiş” bir hale getirerek başlar. Görünüşte her şey demokratik geleneklere uygundur.

Ütopya tam bir distopyaya dönüşürken, başta martılar, bu gidişe başkaldıranlar da vardır…

“Livaneli’nin bu benzersiz yaratıcı romanında, insan yapısı otoriteyle karşı karşıya… Yazar bizi dünyamız üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutlaka okunmalı.”

– Prof. Lenore Martin, Harvard Üniversitesi

“Romanı bitirdiğinizde, bir yurdu yok eden kişilerin, küçük bir adayı da kolaylıkla yok etmesinin doğal olduğunu anlıyorsunuz.”

– Hasan Akarsu, Cumhuriyet

Son Yazılar
Bir cevap bırakın